“Şirket ağına bağlı, şirket binasında duran bilgisayar” varsayımı artık geçerliliğini büyük ölçüde yitirdi. Çalışanlar evden, kafeden, farklı şehirlerden farklı cihazlarla çalışıyor. Bu gerçeklikte Microsoft Intune, bulut tabanlı cihaz ve uygulama yönetiminin merkezine oturuyor.
SCCM’den Farkı Ne?
Geleneksel olarak kurumsal ortamlarda SCCM (Microsoft Configuration Manager) kullanılıyordu; ancak SCCM cihazın şirket ağına (VPN dahil) bağlı olmasını gerektiren, yerel altyapıya dayalı bir çözüm. Intune ise tamamen bulut tabanlı çalışıyor: cihaz internete bağlı olduğu sürece fiziksel konumdan bağımsız olarak yönetilebiliyor. Birçok kurum bugün her iki çözümü birlikte (co-management) kullanıyor — kritik sunucu/masaüstü yönetimini SCCM’de tutarken mobil ve uzaktan çalışan cihazları Intune’a kaydırıyor.
Neler Yapabiliyor?
Cihaz kaydı sayesinde Windows, macOS, iOS ve Android cihazlar tek konsoldan yönetilebiliyor. Uyumluluk politikalarıyla disk şifreleme aktif mi, ekran kilidi tanımlı mı, işletim sistemi güncel mi gibi kriterler tanımlanıp uyumsuz cihazların kurumsal kaynaklara erişimi kısıtlanabiliyor. Yapılandırma profilleri Wi-Fi ayarlarını, VPN profillerini, güvenlik duvarı kurallarını cihazlara otomatik dağıtıyor. Uygulama yönetimi tarafında gerekli uygulamaların otomatik kurulumu ve şirket verisinin kişisel uygulamalardan izolasyonu (App Protection Policies) sağlanıyor.
Sahadan Notlar
Intune’a geçiş sürecinde en çok karşılaştığım zorluk, mevcut GPO politikalarının Intune yapılandırma profillerine bire bir taşınmasının çoğu zaman mümkün olmaması. Bu yüzden geçişi “GPO’yu birebir kopyalamak” yerine “hangi güvenlik sonucuna ulaşmak istiyoruz?” sorusundan başlayarak yeniden tasarlıyorum — bu yaklaşım, satır satır eşleştirme yapmaya çalışmaktan çok daha sürdürülebilir sonuç veriyor.
Koşullu Erişimle Birleştiğinde
Intune’un asıl gücü Microsoft Entra ID‘nin koşullu erişim politikalarıyla birleştiğinde ortaya çıkıyor. “Sadece Intune’a kayıtlı ve uyumlu cihazlardan Outlook’a erişim izni ver” gibi bir kural tanımlayarak yönetilmeyen/güvensiz cihazların kurumsal veriye erişimini otomatik engellemek mümkün. Bu, “sıfır güven” (Zero Trust) yaklaşımının pratikte nasıl uygulandığının somut bir örneği.
Microsoft Intune artık sadece mobil cihaz yönetimi aracı değil, hibrit çalışma modelinin güvenlik omurgasını oluşturan kapsamlı bir platform. Doğru yapılandırıldığında kullanıcı deneyimini bozmadan kurumsal veriyi korumanın yolunu açıyor.